Gözler savaşta ve petrolde: Piyasa neyi fiyatlıyor?

ABD-İran savaşı ile birlikte ekonominin referans noktaıs haline gelen petrol, savaş devam ettikçe yüksek fiyat seyrinde devam edecek gibi görünüyor. Dolayısıyla maliyet enflasyonu artacak ve merkez bankalarının faiz artırımları da sürecek. Nİhai bir anlaşmaya varılmaması nedeniyle de merkez bankaları şahin görünümlerini devam ettiriyor. Bu aşamada Brent petrolde 115 dolar direnci kırılırsa piyasalara yansımaları daha da derinlik kazanabilir.
Piyasaların ve daha geniş ölçekte ekonomi gündeminin ilk sıralarında yine petrol fiyatları var. ABD-İran arasındaki sıcak çatışmaların tekrar başlamasıyla fiyatlar ivme kazandı. Hürmüz Boğazı konusundaki belirsizliklere son olarak Suudi Arabistan’dan gelen ağustos ayında petrol üretiminin 1990’dan bu yana en düşük seviyeye gerilediği haberi eklendi. Geçen hafta ABD Başkanı Trump’ın “İran ile savaş 3 kasım ABD seçiminden hemen sonra bitecek” demesi de fiyatları yukarı çekmişti. Bir gün sonra ise Trump “Savaş seçimden önce bitebilir” açıklamasıyla her zamanki “U” dönüşlerinden birini yaptı ama fiyatlara etkisi olmadı. Ne kadar uzarsa uzansın kazananı ve yüksek petrol fiyatlarından başka sonucu olmayacak gibi duran bir savaş bu. Hal böyle olunca, bu durumdan kim kazanıyor, kim kaybediyor hesapları daha fazla yapılır hale geldi. Petrol, bu dönem piyasalar ve ekonomi için en önemli referans noktalarından biri.
PİYASA NEYİ FİYATLIYOR
ABD-İran savaşı sürdükçe petrol fiyatları yüksek kalmaya devam edecek. Buna bağlı olarak maliyet enflasyonu artacak, enflasyon yükseldikçe de merkez bankalarının faizleri artırmaları sürecek. Veya yüksek faiz beklentisinin güçlü kalmasına neden olacak. Bu silsile ise piyasaları baskılayıp borsalara kâr satışları, altın ve gümüş fiyatlarına düşüş, tahvil faizlerine yükseliş olarak yansıyor. Petrol fiyatları düşerse ortalık rahatlayacak ama o da ABD-İran savaşına bağlı. O yönde belirsizlik sürerken yabancı yatırım bankaları tahminlerini yukarı revize etmeye başladı. Goldman Sachs, 120 dolar öngörüsünde bulundu.
Petrolün teknik tarafına bakacak olursak; Brent petrolün destek ve tutunma noktaları 96-98 ve 100 dolar bandında görülürken yukarı yönlü hareketin devamında 106 ve 114-115 dolar direnç noktaları. 114-115 daha önemli. Bu seviyelerin geçilmesi zor. Küresel ekonomi yavaş ve buna bağlı olarak petrol talebi zayıf. Fiyatlanan tek konu ise ABD-İran savaşı. Ancak 115 dolar direnci yukarı yönlü kırılırsa piyasalara yansımaları daha da derinlik kazanabilir. ABD ile İran arasında sürpriz bir anlaşma söz konusu olursa, petrol fiyatları aynı hızla düşer ve piyasalar için moral kaynağı olur. Henüz bu yönde bir sinyal görülmediği için merkez bankaları “şahin” görünümlerini sürdürüyor.
ŞAHİN TAVIR SÜRER
Geçen hafta Avrupa Merkez Bankası (ECB) faizi 25 baz puan artırırken faiz artırımlarının devamı bekleniyor. 16 Eylül’deki ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz artırım olasılığı yüzde 70’lere tırmandı. 17 Eylül’deki Japonya Merkez Bankası (BOJ) toplantısında ise faiz artırımına kesin gözle bakılıyor. Son günlerde Japon Yen’indeki değerlenme bunun fiyatlaması. Yüksek faiz borsaların en ciddi rakiplerinden biri olarak kalmaya devam ediyor. Cuma günü ABD enflasyonu (TÜFE) beklentilere uygun olarak yıllık yüzde 3.4, aylık yüzde 0.4 açıklanırken faiz beklentilerini biraz daha güçlendirdi.
BORSADA ÇIKIŞ İVME KAYBETTİ
SPK’nın fonlarla ilgili tebliği ve parasal fonlara gelen yüzde 10’luk stopajın etkisiyle dış borsalardan pozitif ayrışan Borsa İstanbul’da iyimserlik korunmakla birlikte biraz zayıfladı. SPK’nın son düzenlemede BIST30 hisselerini kapsam dışı bırakması bu hisse grubuna ilgiyi artırırken hisse değişimlerini de beraberinde getirdi. Fonların geçtiğimiz dönemde çokça alım satımına konu olan hisselerde düşüş sürüyor. BIST30 hisselerine ilgi bir gün bankalar, sonraki gün seçilmiş sanayi hisseleri ve holdinglerde kendini gösterdi. Bu sürecin etkisi azalmakla birlikte devam edebilir. Son düzenlemeler ‘normalleşme’ veya ‘olması gereken oldu’ şeklinde değerlendirildi. Önlemleri sert bulanlar da var. Tedavi süreçleri sancılı olabiliyor. Diğer yandan bu önlemleri kasım ayındaki Türkiye için MSCI Endeksi değerlendirmesine yönelik olarak da görmek gerekir. Ayrıca, SPK geçen hafta da pay piyasasına ilişkin şefaflığı artırıcı yeni önlemler alırken kasım ayındaki değerlendirme ile ilgili beklentiler iyileşmeye başladı. Parasal fonlara getirilen yüzde 10’luk stopaj gündeme sıcak paraya vergi olarak lanse edilmişti. Bunu ekonomi yönetiminin niyetini göstermesi açısından kayda değer ve borsayı destekleyici bir politika düzenleme olarak da görmek mümkün. Borsa İstanbul, iç gündemin etkisiyle kısa süreli bir tepki çıkışı yakalasa da dış piyasalardaki gelişmelere bağlı olarak ivme kaybı söz konusu.
MERKEZDE SÜRPRİZ YOK
TCMB’nin 10 Eylül toplantısında faiz, yüzde 37’de sabit bırakıldı. Karar beklentilere paralel olduğu için piyasalar üzerindeki etkisi sınırlı kaldı. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, yabancı öncü merkez bankalarının faiz artırmaları, enflasyondaki katılık, okulların açılması ve gıdada yaz avantajının azalacak olması gibi nedenlerle eylül ayının enflasyon açısından sorunlu görülmesi TCMB’yi böyle bir karara yöneltmiş olabilir. TCMB’den piyasalara bir sürpriz veya moral gelmedi. Toplantı metninde; enerji maliyetlerindeki yükseliş ve enflasyon riskine vurgular ile parasal sıkılaşmanın devam edeceği, enflasyonda sapma olursa ek önlemler ve makro ihtiyati tedbirlerden bahsediliyor. Metne bakarak bir değerlendirme yapacak olursak; yüksek faize devam, döviz kurlarında tedrici ve düşük ivmeli çıkış hareketinin korunması, tasarrufların ağırlıklı olarak bir süre daha sabit getiride park etmesi gibi sonuçlar çıkarmak mümkün. Böylelikle faiz konusunda umutlar 22 Ekim toplantısına kaldı. Bu tarihte yine enflasyon, petrol fiyatları, öncü merkez bankalarının faiz politikaları temel referanslar olacak. Bu açıdan şimdiden yeni beklenti oluşturmak zor.
YABANCIDAN HİSSE SATIŞI GELDİ
TCMB tarafından son açıklanan 4 Eylül ile biten haftada yabancı yatırımcılar hisse senetlerinde 647 milyon dolarlık satış, tahvil ve bonoda ise 156 milyon dolarlık alım yaptılar. Yabancıların son dört haftalık toplam hisse alımları 657 milyon dolardı. Geçen hafta bunun tamamına yakınını satmışlar. Bir bakıma “kaşıkla alıp kepçe ile geri vermişler” de denilebilir.
ALTINDA SATIŞ BASKISI SÜRÜYOR
- Merkez bankalarının faiz artırım beklentilerinin güç kazanması altın ve gümüş fiyatlarına satış olarak yansımaya devam ediyor. Tahvil faizlerindeki yükseliş ve doların bir parça zayıfladıktan sonra tekrar değer kazanması, altın ve gümüş fiyatlarındaki düşüşe hız kazandırdı.
- ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4.97’ye ulaştı. Bu Ekim 2023 sonrası en yüksek nokta. Daha üstte yüzde 5.05 seviyesi kritik. Burası geçilirse 2007 zirvesi olan 5.32 var.
- Almanya 10 yıllık tahvil faizi ise yüzde 3.51 ile 2011 yılından sonraki en yüksek noktada. Japonya 10 yıllıkları ise yüzde 3’ün üzerini test etti. Faiz, altının önemli alternatifleri arasında yer alıyor. Enflasyon, jeopolitik gelişmeler, doların değerindeki dalgalanmalar, merkez bankaları ve fonların fiziki alım satımları altın için diğer önemli parametreler.
- Altında 4.270-4.510 dolar destek direnç bandı teknik açıdan kısa dönem yön tayini açısından izlenebilir. Altın ve gümüşte bir süre daha yatay seyrin devamı olası görülüyor.
BORSADA SATIŞLAR KARŞILANIYOR
Borsada tepki çıkışı sonrası gelen satışlar önemli ölçüde karşılandı. Bu aşamada yaşanan geri çekilme daha çok “teknik düzeltme” olarak değerlendirilebilir. İlk destekler 14.280 ve 14.100-14.000 seviyeleri olarak görülürken ilk dirençler 14.670-14.730 ve 14.870 seviyelerinde. Endekste tepki çıkışı gücünü korumakla birlikte direnç noktalarında satışlar görülebilir.
Yukarıda yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir, yatırımcı profilinize uymayabilir.
Burada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi içermez. Bilgi için: Sorumluluk Beyanı






